(0212) 291 30 80
Sosyal Medya Hesaplarımız

Çocukluk Çağında Baş ve Boyun Bölgesi Lenf Nodu Büyümeleri

24 Temmuz 2013
239.663 kez görüntülendi
Çocukluk Çağında Baş ve Boyun Bölgesi Lenf Nodu Büyümeleri

Çocukluk çağında baş ve boyun bölgesinde lenf nodu büyümeleri (lenfadenopati) sık karşılaşılan klinik bir sorundur. Sağlıklı çocukların %55’inde rutin fizik muayene sırasında bu bölgedeki lenf nodları ele gelebilir. Bu bölgede lenf bezi büyümeleri en sık boyun bölgesinde (%30) görülür. Başın arka kısmında yani oksipital bölgede lenf bezi büyümesinin saptanma oranı , çene altı bezlerde ’tür. Ancak lenfadenopati bölgesi yaşa göre de farklılık gösterebilir. Yenidoğan döneminde lenf nodları normalde elle yapılan muayenede fark edilmez. Başın arkasındaki bölgede lenf nodları en fazla süt çocukluğu döneminde, boyun bölgesi lenf nodları ise en sık daha büyük çocuklarda büyümüş olarak saptanır.

Büyüme yanı sıra, lenfadenopati varlığına lokal ağrı ve hassasiyet eşlik edebilir. Eğer enfeksiyon varsa lenf nodunun üstündeki deride kızarıklık olabilir. Diğer belirtiler lenf nodu büyümesinin yerine göre değişir. Eğer boyunda lenf nodu büyümesi varsa ense sertliği veya boynun bir tarafa doğru eğimli durması (tortikolis) görülebilir. Eğer boğazın arkasındaki lenf nodlarında enfeksiyon varsa veya apseleşmişse, yutma güçlüğü ve sıkıntılı nefes alma görülebilir. Mediasten denilen göğüs boşluğunda lenf nodu büyümesi varsa solunum güçlüğü, morarma, öksürük, çekilmeler, ağrılı yutkunma, yüzde şişme, boyun damarlarında şişme görülebilir.

Lenfadenopatinin bir sağlık sorunuyla ilgili olup olmadığına karar vermek hastanın yaşına, lenfadenopatinin yerine ve özelliğine göre değişir. Boynun ön kısmında yerleşen küçük lenf nodları birçok sağlıklı çocukta bulunabilir. Ancak köprücük kemiği üzerinde lenf nodu bulunması kuvvetle tümör olasılığını düşündürmelidir.

Yenidoğan döneminden ergenliğe kadar geçen zamanda, baş-boyun bölgesi lenf nodları geçirilen enfeksiyonların etkisiyle büyürler. 6 aydan küçük bebeklerin %38’inde lenf nodları ele gelir ve bunlar en fazla başın arka-alt kısmında ve kulak arkasında yerleşim gösterir. Buna karşılık 3-5 yaş grubundaki sağlıklı çocukların %63’ünde boyunda, %24’ünde  boyun altında lenfadenopati saptanabilir. Bu nedenle sağlıklı çocukların çoğunda ele gelen boyun bezlerinin olabileceği unutulmamalıdır.

Baş-boyun bölgesindeki lenf nodu büyümelerinde ailelerin en büyük endişesi bu büyümelerde kötü huylu bir oluşum olma olasılığıdır. Eğer lenf nodlarında büyüme fark edilmişse, çocuğun geçirdiği enfeksiyon varlığı, aşılanma durumu ve tüberkülozlu ile temas durumu dikkate alınmalıdır. Lenf nodunun yeri, büyüklüğü, dağılımı, süresi ayırıcı tanıda önemlidir. Başın arka-alt kısmındaki lenf nodları sütçocukluğu döneminde; boynun ön kısmında ve alt çene altındaki lenf nodları büyük çocuklarda herhangi bir önemi olmadan da sıklıkla ele gelebilir. Ancak kulak arkasındaki, boyun arka-alt kısmındaki ve köprücük kemiği üstündeki lenf nodu büyümelerinde kötü huylu hastalık olasılığı araştırılmalıdır. Eğer kötü huylu bir hastalık varsa, lenfadenopati süresi iyi huylu tanılı gruba göre daha uzundur ve ebatları daha büyüktür; genellikle 2-3 cm’den büyüktür. Bazı mikrobik lenf nodu büyümelerinde, tüberküloza bağlı büyümelerde ve enfeksiyon olmadan da lenf nodu büyümelerinde de lenf nodu büyüklüğü 3 cm’yi geçebilir. Lenf nodu çevre dokuya yapışıksa da tümörleşme riski olabilir.

Lenf nodu büyüklüğü yanı sıra ateşin varlığı hem enfeksiyonlu hastalıklarda, hem kötü huylu hastalıklarda olabilir. Çocukta ateşi yükseltecek bir enfeksiyon odağı saptanmamışsa, kilo kaybı ve gece terlemeleri varsa “hodgkin lenfoma” akılda tutulmalıdır.

Karaciğer, dalak büyüklüğü, lenf nodu büyüklüğü ile birlikteyse enfeksiyon, tümörleşme veya bağışıklık sistemiyle ilgili hastalık gibi vücudun kendisinin oluşturduğu durumlar söz konusu olabilir. Her durumda, eğer riskli bölgelerde yerleşmiş büyük lenf nodları tespit edilirse en basit tetkik olarak tam kan ve periferik yayma yapılarak hücre dağılımı, atipik hücre varlığı araştırılmalıdır. Gereğinde akciğer grafisi ve batın ultrasonografisi de yapılmalıdır.

Lenf nodu büyümelerinde eğer büyüklük 4-8 haftalık dönemden sonra da kalıcı ise biyopsi düşünülebilir. Boynun alt kısmında veya köprücük kemiği üst kısmında yer alan lenf nodu büyümelerinde uzun süren ve açıklanamayan ateş, kilo kaybı, halsizlik, kemik ağrısı gibi sistemik bulgular varsa, akciğer grafisinde göğüs boşluğunda lenf bezesi büyümesi görüldüyse daha erken sürede biyopsi gerekebilir. Bütün bu belirtilen noktalara rağmen baş-boyun bölgesindeki lenf nodu büyümelerinde vakaların yarısından çoğunda sebep bulunamayabilir.

Çocukluk çağında ani şekilde ortaya çıkan, iki taraflı boyun lenf bezi büyümelerinde en önemli yeri viral nedenler oluşturur. Ebstein Barr enfeksiyonu (öpücük hastalığı) geçiren çocukların %90’ında CMV (sitomegalo virüs hastalığı) geçirenlerin %75’inde boyunda lenf bezleri büyür. Grup A Beta hemolitik streptokok enfeksiyonlarında, stofilakoksik veya viral enfeksiyonlarda da boyunda iki taraflı lenf bezleri şişer.

Kızamıkçık (rubella) kulak arkasında, arka boyun zincirinde ve başın arka-alt kısmında hassasiyet ve lenfadenopati ile karakterizedir. Kızamık, su çiçeği ve kabakulakta da yüzeysel lenf nodu büyümeleri olabilir.

Diğer bazı hastalıklarda; sarkoidoz, tifo, egzama, brusella, juvenil romatoid artrit gibi bağ dokusu hastalıklarında, lösemide, lenfosarkomda; Hodgkin hastalığında ve birçok kötü huylu  hastalıklarda lenf nodları bütün vücutta büyük saptanabilir. Benzer şekilde bazı kan hastalıklarında da (orak hücreli anemi, talassemi, hemolitik anemiler) lenf nodlarının yaygın olarak büyüyebileceği akılda tutulmalıdır.

 

Reklam