Çocuklarda Obezite

Obezite, vücutta aşırı yağ depolanması ile ortaya çıkan, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilen enerji metabolizması bozukluğudur. Obezite ciddi, yaygın ve hâlâ büyüyen bir sağlık sorunudur. Yapılan çalışmalara göre obezite tüm yaş guruplarında, her iki cinste ve birçok ülkede artış göstermektedir. Özellikle Batı ülkelerinde önemli bir beslenme sorunudur. Amerika’da erişkinlerin %33’ünün obez olduğu ve ulusal çalışmalara rağmen çocukluk yaş gurubunda da obezitenin arttığı görülmektedir. Halen Amerika’da her 5 çocuktan ya da ergenden (adölesan) biri obezdir. Gelişmiş ülkelerin yanı sıra Tayland gibi gelişmekte olan ülkelerde bile obezite oranındaki artış korkutucudur. Bu obez çocukların erişkin olduklarında kiloları ne olursa olsun, ileri yaşlarda obez olmayan yaşıtlarına göre bazı hastalıklara yakalanma riskleri artmış olacaktır. Ergenlik döneminde obez olanların %80’i erişkin dönemde de obez kalmaktadır. Bu nedenle obezitenin çocukluk döneminde başlayıp ilerki yaşlarda devam etmesi sağlığı önemli derecede etkiler. Erişkin yaşta obezitesi olup değişik rejimlerle kilo verenlerin ise ancak %5’i 5 yıl sonra bu kilolarını koruyabilir, %62’si ise verdiği tüm kiloyu alır. Bu nedenle obezitenin ortaya çıkmadan veya başlangıç döneminde önlenmesi önemlidir.
Obezite tüm çocukluk yaş döneminde %20 – 27 oranında görülmektedir. Erkeklerin %24’ü, kadınların %27’sinde obezite tanımlanmışken bu oran son yıllarda %31 ve %34 olarak artış göstermiştir. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, diyetteki yağ oranının artması, aktivitenin azalması gibi nedenler obezite oranının artmasında başlıca nedenler olarak gösterilmektedir. Gelişmiş ülkelerde düşük sosyoekonomik durumdaki ailelerin çocuklarında, gelişmekte olan ülkelerde ise ekonomik düzeyi yüksek ailelerde obezite fazla görülür. Eğitim düzeyi ile obezite görülme sıklığı arasında ters orantı vardır. Çocukluk yaş gurubundaki obezitede genetik ve çevresel faktörler rol oynamaktadır. Erişkin obezitenin ise yaklaşık %35’i genetik bir zemine sahiptir ve tüm obezitelerin %65’inde davranışsal faktörler rol oynamaktadır.

Obezite nedir?
Obezitenin değişik tanımları bulunmaktadır.
1. Boy için ideal ağırlığın %20’nin üzerinde olması
2. Boy için ağırlık standartlarının iki standart sapma üzerinde olması
3. Yaş ve cins için vücut kitle indeksinin %85’in üzerinde olması
4. Yaş için kilonun %95’in üzerinde olması
5. Yaş, cins ve etnik guruba göre triseps deri kalınlığı ölçümünün %85’in üzerinde olması
6. Boy için kilo ölçümünün ve beraberinde deri kalınlığı ölçümünün artmış olması

Son yıllarda erişkinde obezite, tedavisi güç ve kronik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Çocukların uzun süreli takip sonuçlarına göre ailedeki obezite ve ergenlik yıllarında kilolardaki fazlalık, erişkin vücut ağırlığının temel belirleyicileridir. Bunun yanı sıra çocuğun büyümek için enerjiye gereksinim duyduğu unutulmayıp, çocukta gelişimi engelleyebilecek sıkı bir diyet uygulamak yerine aktivitenin arttırılması daha uygun bir seçenek olarak görülmektedir.
Ergenlikte aşırı kilolu olmak kişinin 50–60 yıl sonraki sağlık koşullarını bile etkilemektedir. Bu vakalarda erişkin yaşa gelen erkeklerde inme, kolorektal kanser, koroner kalp hastalığı ve hipertansiyon riski daha fazla bulunmuştur. Kilolu kadınlarsa yürümek, merdiven çıkmak gibi günlük yaşam aktivitelerinde zorluklarla 8 kat daha fazla karşılaşmaktadırlar. Ayrıca artrit riski de 2 kat kadar daha fazladır.

Obezite ile gelebilecek önemli riskler şunlardır:
1. Koroner kalp hastalıkları
2. Serebrovasküler hastalıklar
3. Bazı kanser tipleri
4. Diabet mellitus
5. Ateroskleroz
6. Hipertansiyon

Erişkinler için uygun beslenme prensipleri çocuklar için de geçerlidir. Normal ağırlık ve büyümenin sağlanması yanı sıra obezitenin önlenmesi dikkatli ve bilinçli bir beslenme ve bazı prensiplere uymakla sağlanabilir.

Beslenmede dikkat edilmesi gereken temel prensipler
• Rafine şeker (sakroz) alımının azaltılması (total enerji alımının ’u)
• Rafine edilmemiş kompleks şeker tüketiminin artırılması (total enerji alımının %48’i)
• Yağ alımının azaltılması (total enerji alımının %30–35’i)
• Doymuş yağ alımının azaltılması (total enerji alımının ’u)
• Kolesterol alımının azaltılması (günde 300 mg’ı aşmayacak şekilde)
• Diyette lif oranının artırılması
• Orta derecede tuz alımı
• Demir ve kalsiyum alımının artırılması, florlu su alımı ve erişkin yaş gurubunda ve adölesanda alkol tüketiminin azaltılması
• 2 yaş altında düşük yağlı süt ve süt ürünleri önerilmez. Ancak çocuğun yaşı büyüdükçe kırmızı et oranı azaltılıp tavuk ve balıkla beyaz et tüketimi artırılmalıdır.

Yine obez çocuklarda düşük yağlı süt ve süt ürünlerinin kullanılması, tereyağı, yumurta ve diğer yüksek kolesterollü besinlerin azaltılması önerilmektedir. Hızlı büyüme çağındaki çocuklarda yağlar en yoğun enerji içeren besinlerdir. Bunlar tamamen kesilirse yetersiz enerji alımına neden olunabilir. Aynı şekilde hayvansal ürünlerin azaltılması da çinko ve demir gibi esansiyel minerallerin yetersiz alımına neden olabilir.

Okul çağında yanlış beslenme alışkanlıkları ve bunların sonuçları
Çocuğun beslenmesi hem okulda hem de okul dışında değerlendirilmelidir. Ayrıca her çocuk için ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Bu konuda okul ve aile işbirliği içinde olmalıdır. Okul ve okul dışında tek başına kalabilen bir çocukta yanlış beslenme alışkanlığı görülebilir. Beslenme bozuklukları sonucunda gelişen sorunların başlıcaları kansızlık (anemi), kemik zayıflığı (rikets), “abur cubur”la besin değeri gıda düşük alımı, obezite, ateroskleroz, eksik beslenme ve diş problemleridir.

A. Okulda beslenme sorunları
Tüm gün eğitim yapan okullarda çocuk genellikle öğle öğünü başta olmak üzere en az bir öğünü okulda yer. Tabldot şeklinde verilen bir öğünde, çocuğa uygun yiyeceklerin olmaması ve eğer yemek seçilerek alınıyorsa çocuğa seçimde yeterince yardımda bulunulmaması önemli sorunlardır. Okul idaresi, okuldaki yiyecekler hakkında aileye bilgi vermelidir. Aile böylece evde hangi besinlerle destek yapacağı hakkında fikir sahibi olur. Eğer okul değişik ülkelerden gelen çocuklardan oluşmuşsa, çocuğun okul yemeklerine adaptasyonu güç olabilir. Her koşulda okul ve aile işbirliği içinde olmalıdır.

B. Yanlış beslenme sonucu görülen durumlar
“Fast-food” alımı veya “abur cubur” beslenme alışkanlığı: Hem ergenlik döneminde hem de ilkokul çocuklarında görülmektedir. Bu tip beslenme, günümüz insanının hızlı yaşam temposundan kaynaklanmış, zamanla bir yaşam tarzı haline gelmiştir. Ucuz olması, çok miktarda üretilebilmesi ve talebin fazla olması nedeniyle bir sektör haline gelmiştir.
Fast-food’ların özelliği, enerjilerinin %40–50’sinin yağ kaynaklı olmasıdır. Enerjileri yüksek ancak besin değerleri düşüktür. Doymuş yağ oranı yüksektir. Birçoğunda A vitamini ve kalsiyum yetersiz olup, sodyum miktarı yüksektir.
Okul çağındaki diğer önemli bir sorun öğün atlanmasıdır. En çok atlanan öğün sabah kahvaltısıdır. Bunun gerekçesi başka işlerin öncelikli olması ve zamanın yetersiz olmasıdır. Kızlarda şişmanlama korkusu ve kilo kontrolü nedeniyle kahvaltı atlanabilir. Öğün atlanınca, öbür öğüne fast-food girmektedir. Açlıkta insülin seviyesi yükselir. Yükselen insülin de kan şekerinin düşmesine neden olarak bir anda daha çok acıkmaya neden olur. Bu nedenle zayıflama diyetlerinde proteinli kahvaltı önerilir. Çünkü proteinli bir kahvaltı kan şekerini uzun süre yüksek tutar.

Obezite: Çocukluk yaş gurubundaki obezitede genetik ve çevresel faktörler önemli rol oynar. Obez bir çocukta beslenme alışkanlıkları ve ailevi sorunlar araştırılmalıdır. Okul çocuğunda obezite hem sağlık yönünden hem de psikososyal açıdan önemlidir. Sağlık yönünden bu çocuklarda hipertansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet riski olabilir.
Çevresel nedenlerle oluşan uygunsuz beslenme alışkanlıklarında sedanter (hareketsiz) yaşam önemlidir. Bir saat televizyon izlemenin obezite riskini %2 artırdığı bilinmektedir. Çünkü bu sırada yüksek enerjili fakat besin değeri düşük gıdalar tüketilmektedir.
Psikolojik yönden de obezite önemlidir. 6 yaş civarındaki çocuklarla yapılan bir çalışmada obez çocuğun tanımlanmasının “tembel, aptal, çirkin vs.” şeklinde olduğu görülmüştür. Arkadaş guruplarında bu çocuklar beğenilmeyen, istenmeyen ve güvenilmeyen kişiyle denk tutulmaktadır.

Obezitenin nedenleri
Vücutta kalori alımı, harcanması ve depo edilmesi bir denge içinde olur. Bu denge bozulursa obezite oluşur. Obezler genellikle fazla yemek yer ve gereğinden çok enerji alırlar; kullanılmayan enerji de yağa dönüşür. Çocuğun iştahı besin maddesinin cinsinden de etkilenir. Örneğin fazla yağlı bir yiyecek iştahı artırır. Taze meyve ve sebzeler daha fazla çiğnenir ve uzun sürede yenirler. Bu nedenle emilim ve sindirim geçtir ve doygunluk hissi uzun süre devam eder. Karbonhidrat (şeker) ise çabuk emilir, kan şekeri ve insülin hızlı artar; insülin kan şekerini hızla düşürerek yeme isteğini artırır. Bilinçsiz ve dengesiz beslenme en önemli obezite nedenlerindendir. Beslenme şekli özellikle obezite yatkınlığı olanlarda az az, sık sık olmalıdır. Aynı miktar gıdayı fazla öğünde tüketmekle kolesterol daha düşük seviyede kalır ve glikoz toleransı daha iyi olur. Bebeklerin anne sütüyle beslenmesi obeziteye karşı koruyucudur.
Bebeklere ağlama krizleri sırasında tatlı ve unlu gıdaların verilmesi obeziteye yatkınlık oluşturabilir. Karışık ve yapay beslenmelerde de obezite riski oluşabilir.
Hatalı ve aşırı beslenme alışkanlıkları dışında genetik faktörler de obezitede önemlidir. Eğer her iki ebeveyn de obezse çocukta obezite riski %80’e kadar çıkabilir. Sadece bir ebeveyn obezse bu oran % 40’ta kalır. Her iki ebeveyn de obez değilse çocuk için risk %7 civarındadır. Annenin obez olması, çocukta obezite gelişmesi bakımından daha fazla risk taşır. Obeziteden sorumlu değişik genler tanımlanmıştır. Obezite kalıtımsal, polijenik ve multifaktöryeldir.

Çocukluk yaşı obezitelerinde tedavi
1. Besin dengesinin sağlanması: Alınan kalorinin kısıtlanıp, yanlış yeme alışkanlıklarının düzeltilmesi ve kalori harcamasının artırılmasıdır.
2. Davranışta değişiklik
3. İlaç tedavisi
4. Cerrahi tedavi
İlaç tedavisi ve cerrahi tedavi, çocukluk yaş guruplarında çok nadir başvurulan metodlardır.

Besin dengesi nasıl sağlanır?
• Alınan kalori kısıtlanmalıdır. Bunun için hazır yemek, hızlı yemek, sık veya seyrek yemek, gece yatmadan önce yemek yemek gibi hatalı beslenme alışkanlıkları düzeltilmelidir.
• Kolalı içecekler, gazozlar, hazır meyve suları, çikolata, gofret, dondurma, şeker, pasta, kek ve kuruyemiş gibi şişmanlatıcı yiyecekler kısıtlanmalıdır.
• Reçel, bal, yağ, şokella, ekmek, makarna, pilav, börek, mantı, hamur tatlıları ve yağda kızarmış yiyecekler gibi karbonhidrat ve yağ bakımından zengin gıdalar kısıtlanmalıdır.
• Yeme alışkanlıkları düzenlenmeli, yemek aralarında atıştırmalar önlenmelidir.
• Hızlı yemek yenmemeli, lokmalar iyice çiğnenmelidir.
• Devamlı bir şeyler atıştırma alışkanlığından vazgeçilmelidir.

Beslenme planlanması (Diyet)
Çocuklara erişkinlerdeki gibi çok kısıtlı bir diyet verilirse büyümeleri duraklar. Büyüme çağındaki çocuklar, aldıkları kalorinin ’sini büyüme için kullanırlar. Çok kısıtlı bir diyet verilirse önce büyüme için kullanılan kaloriden eksiltme yaparlar.
Çocuklarda diyet sırasında yenilmesi gereken gıdalarla özel zayıflama programları yapılabilir.

Aktivite ve egzersiz
Düzenli egzersiz, her yaş gurubunda diyetle birlikte önerilmektedir. Televizyon ve bilgisayar karşısında uzun süre hareketsiz oturmamak, oyun ve okul çağındaki çocukların günlük işlerini kendilerinin yapması, yakın mesafelere yürümeleri alınabilecek ilk tedbirlerdendir.
Egzersiz başlangıçta 15–20 dakika olup, süre giderek artırılabilir. Egzersiz sıklığı başlangıçta haftada 3-4 gün olmalıdır. Yüzme, bisiklet, dans, tenis, basketbol gibi sportif aktiviteler özellikle önerilmektedir.
Gerek diyet, gerekse egzersiz programlarının düzenli uygulanması obezite tedavisinde esastır. Ancak bu arada unutulmaması gereken en önemli nokta çocuğa moral desteği verilmesi gerektiğidir. Onun şişmanlığını alaya almak, devamlı tenkit ederek küçük düşürmek, yiyeceğini aşırı kısıtlayıp adeta aç bırakmak çocukta ciddi ruhsal sorunlar yaratabilir. Sıcak, destekleyici, çocuğa her şeyin anlatıldığı bir yaklaşım ve gereğinde okul idaresi ile kurulacak işbirliği ile, obezite birçok çocuk için çözümlenebilecek bir sorundur.

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz